Anemide Spor ve Beslenme

Anemide Spor ve Beslenme

Başlığı okuduğunuzda yıllardır her yerde karşınıza çıkan “Neden yapmamalısınız?” sorusuna çeşitli bahanelerle cevaplar vereceğimizi sanmış olabilirsiniz. Ama biz bunu yapmayacağız. Biliyoruz, anemi ve spor aslında iki zıt kavram gibi duruyor. Özellikle de anemiden kastımız hemoglobinopatiler olduğunda. Fakat yine de, bazı durumlarda iyi ve kötü kadar zıtlıkların birbirine olan faydasına güvenmeliyiz. Bu yazımda sizlere sporun, anemiler için gerekliliklerinden ve faydalarından bahsedeceğim. Sözlerimin başında hatırlatmam gereken bir detay var tabi ki: Buradaki bilgiler “Demir Eksikliği Anemisinin” alanı dışındadır. Burada öncelikli olarak Talasemi ve Orak Hücreli Anemi gibi, dolaşımdaki demirin fazla olduğu durumlarda spor ve beslenmeyi ele alacağım.

Hemoglobinopatilerde spor dendiğinde, önümüze çıkan ilk engelin aslında düşük hemoglobin düzeyi olduğunu söyleyebiliriz. Oldukça düşük hemoglobin düzeyleri ve dolaşımdaki fazla demir, hemoglobinopatili bireylerde oksijenin etkin kullanımında kısıtlamaya sebep olmakta. Bu önermeden yola çıktığımızda dokularımıza yeterli seviyede oksijenin ulaşmaması, hücresel düzeyde hasar yapıcı bir olgudur. Bunun yanı sıra yine dolaşımdaki demirin artmasıyla birlikte vücuttaki serbest radikaller de hücresel olarak hasar yapıcı bir mekanizma olarak karşımıza çıkmakta. Öncelikli olarak kalbimizin bu yetersiz oksijen seviyeleri ve sağlıklı olmayan hemodinami (kan dolaşımı)’den olumsuz etkilenmesi de istenmeyen kardiyak sorunlara yol açmaktadır. Bu temelde, düşük hemoglobin ve yüksek demir seviyesiyle birlikte spor yapmanın uzun vadede, hemoglobinopatilerde kardiyak sorunlara yol açabileceğini de üzülerek söylemeliyiz.

 

Peki daha aktif bir yaşam sürerken kardiyak sorunları da önlemenin, hemoglobinopatiler için mümkünolduğunu söylesek? Evet, tam olarak mümkün. Hemoglobinopatilerde hareket düzeyinin ve eforun kısıtlanması gerektiği uzun yıllardır kabul görmüş yanlış bir bilgi olsa da, son yıllarda yapılan çalışmalar bizlere tam tersini gösteriyor. Talasemili ve Orak Hücreli Anemili bireylerin günlük ortalama 10.000 adımla yapacağı kısa-orta mesafeli ve hafif tempolu yürüyüşler, kalp-damar sağlığını korumakla birlikte, ileride yaşanacak kardiyak risk faktörlerini de önemli ölçüde azaltmaktadır. Yine bu temelde yapılan egzersizlerle kalp güçlenmekte ve kalbin bir atımda yapabileceği iş miktarı artmaktadır. Bununla birlikte, Talasemili ve Orak Hücreli Anemili bireyler gündelik yaşamlarında daha az yorulmakta ve dinlenme esnasında daha düşükbir nabza kavuşmaktadır.

 

Yine bu aktif yaşam hedefinin bir parçası olarak, Talasemili ve Orak Hücreli Anemili bireylerde kas kaybını ve kemik erimesini önlemek maksadıyla esneklik egzersizleri önerilmektedir. Bu egzersizlerde amaç, bireyleri sözüm ona daha “fit” bir görünüme kavuşturmak değil, hareket kapasitesi geniş sağlıklı bireyler haline getirmektir. Talasemili ve Orak Hücreli Anemili bireyler için ağırlık kaldırmaya ve kasların hacmini artırmaya yönelik hipertrofi egzersizlerinin uygun olmadığını da bu noktada ifade etmekte yarar var. Özellikle Orak Hücreli Anemi söz konusu olduğunda daha büyük kasların, ağrılı krizler sırasında daha büyük kasılmalar yaratabileceğini unutmamak gerekir. Bu sebeple hem Talasemi’de, hem de Orak Hücreli Anemi’de yoga ve pilates gibi hem kas kaybını önleyen hem de kalp-damar sağlığıyla birlikte bağ doku, kas ve iskelet sağlığını destekleyen egzersizler önerilebilir.

 

Temelini spor ve egzersiz alışkanlıklarının oluşturduğu aktif bir yaşamda, hemoglobinopatilerin dikkat etmesi gereken hususlardan birisi de çevre koşullarıdır. Örneğin temiz hava sirkülasyonu yetersiz spor salonlarında, kapalı ortamlarda, sigara dumanı dahil çeşitli kimyasal gazların havaya karıştığı bir ortamda egzersiz yapmak faydadan çok zarar getirecektir. Bu noktada eğer spor salonunda egzersiz yapmak tercih ediliyorsa, tercih edilen salonun havalandırma koşullarını incelemek ve bununla ilgili soru sormaktan çekinmemek gerekir. Yine çevre koşulları başlığı altında, destek alacağımız spor salonu antrenörlerinin de hemoglobinopatiler hakkında bilgi sahibi olması tercih sebebidir. Burada unutulmaması gereken bir husus da şudur ki, yeterli akademik bilgiye ve donanıma sahip bir antrenörü, sıradan bir spor salonu “çalışanından” ayırt edebilmelisiniz. Bir işi yapmak farklı, yapmayı öğretebilmek farklı bir alandır. Bu sebeple üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olmuş antrenörlerin bulunduğu kurumsal spor salonlarını tercih etmeniz önerilir. Soru sormaktan, bilgi almaktan, sağlık durumunuzu tüm detaylarıyla anlatmaktan ve çevrenizdekileri bu konuda bilgilendirmekten lütfen çekinmeyin.

 

Hemoglobinopatilerde beslenme başlığı altında vermemiz gereken bilgiler de yok değil tabi ki. Özellikle işin içine diyabet ve kalp yetersizliği gibi ikincil sorunlar girdiğinde maalesef bazı alışkanlıklardan vazgeçmek gerekiyor. Bu alışkanlıkların başında da şeker ve tuz tüketimi gelmekte. Talasemili ve Orak Hücreli Anemili bireylerin tamamının, fazla şekerden ve fazla tuzdan kaçınması gerektiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilir, hatta şiddetle tavsiye edebiliriz.

 

Peki işin en karmaşık noktası olan, herkesi bu aktif yaşam sevdasından bir sabah ansızın soğutan, dışarı çıkıldığında yenebilecek sağlıklı hiçbir şeyin olmadığını düşündüren, evde yemek yemeye mahkûm eden, lezzetsiz gıdalardan oluştuğunu düşündüren sağlıklı beslenme nedir? Ne yemeliyiz? Bize maliyeti nedir?

 

Öyleyse yazının buradan sonrasına bu sorulara her zaman verdiğim kısa ve öz cevaplarla devam edeyim. Yıllarca gerçekleştirilen soru-cevap sohbetlerinin ardından ortaya çıkmış bu kısa cevapların, en etkili yöntem olduğunu fark ettim. Burada aklınıza takılabilecek ve üzerine araştırma yapmanızı tavsiye edeceğim konu başlıklarını maviyle işaretleyeceğim.

 

  1. Basit şeker ve tuzdan uzak durmalısınız.
  2. Kompleks karbonhidratlar tüketmelisiniz.
  3. Bitkisel ve hayvansal proteinlerle çeşitlenmiş bir diyet uygulamalısınız.
  4. Tek tip beslenmeden ve size zarardan başka hiçbir şey kazandırmayan abur cuburdan uzak durmalısınız.
  5. Doymamış yağlar dediğimiz sağlıklı yağlardan zengin bir diyet uygulamalısınız.
  6. “Günün en önemli öğünü” diye bir safsata olmadığının farkına varmalı, öğün atlamadan düzenli ve dengeli bir beslenme çizelgesi oluşturmalısınız.
  7. Şekerli, kafeinli ve gazlı içeceklerden vazgeçmeyi amaç edinmelisiniz.
  8. Toplam kalori hedefinize sadık kalmalı, hedefinizin altında veya üstünde kalori almaktan kaçınmalısınız.
  9. Doktorunuz dışında kimsenin tavsiyesiyle gıda ve vitamin takviyeleri almamalı, bunların karaciğer ve böbrek sağlığınızı olumsuz etkileyebileceğini unutmamalısınız.
  10. Eğer konjestif kalp yetersizliğiniz veya böbrek yetersizliğiniz yoksa, idrar renginizi gözeterek olabildiğince su tüketmeye gayret etmelisiniz.
  11. Ne kırmızı etin ne de baklagillerin doğrudan, vücudunuzda anlamlı bir demir artışına sebep olmayacağını bilmeli, fakat yine de dengeli bir diyet uygulamalısınız.
  12. Beslenmeniz ve egzersizleriniz kadar uykunuza ve dinlenmenize de dikkat etmeli, hormonal sağlığınız ve endokrin sistemlerinizin doğru çalışması için 21:00 – 08:00 saatleri arasında en az 8 saat uyumalısınız.
  13. “Hastalık yoktur, hasta vardır” önermesinden yola çıkarak, kimsenin deneyip sonuç aldığı diyeti ve beslenme düzenini kendinizde uygulamamalısınız.

 

Buraya kadar yazdığım tüm maddeler herkes için geçerli olsa da, bu maddeyi Talasemili ve Orak Hücreli Anemili bireylerin özelinde yazacağım.

 

  1. Aşırı tatlı, şekerli, tuzlu gıdalardan kaçınmalısınız. Sebze ve yeşillik tüketme alışkanlığı kazanmalısınız. Alkol ve sigaranın size hayatınızın hiçbir noktasında hiçbir değer katmayacağını bilmeli, ikisinden de kesinlikle uzak durmalısınız. Bugüne kadar sorun yaşamamış olmanız, bugünden sonra sorun yaşamayacağınızın göstergesi kesinlikle değildir.

 

 

Talasemili bir dostunuz olarak, sanal ortamda sonsuza kadar yaşayacak bu sözlerimin sizlere hayatınızın her döneminde bir nebze olsun ışık tutmasını diliyorum. Bir gün umutsuzluğa kapılırsanız çıplak ayaklarınızla toprağa basın, doğan güneşi selamlayın ve bu sözlerimi hatırlayın. Zaman kısa, yol uzun ve biz yorgunuz. Fakat unutmayın ki umudumuz her zaman bakidir.

 

Bilgileriyle, yardımlarıyla, samimiyetleriyle ve vizyonlarıyla bugüne kadar bana ilham ve motivasyon kaynağı olan kıymetli hekimlerim Yurdanur KILINÇ, Göksel LEBLEBİSATAN ve Rabia AKILLI hocalarıma, tüm bu motivasyonun ve ilhamın sonucu olan her kaynağı sizlere ulaştırmama aracı olan kıymetli büyüğüm Ali KILIÇ’a ve siz birbirinden değerli dostlarıma sonsuz teşekkür ve saygılarımla…

 

 

Uğur BUTAV

Kan Hastalıkları Federasyonu Hasta Faaliyetleri Komisyonu Üyesi

Önceki MakaleBaşarmak....
Sonraki Makale Orak Hücre Anemisinde Komplikasyonlar ve Sağaltımı